Acı Bir Rüya: Tango

“Sen Tango’nun sadece banliyölerini tanıyordun, orkestra tarafından çalınan, smokin giyen yüzünü.” demiş Enrique Santos Discépolo. Oysa hiçbir şey göründüğü gibi değildir hayatta. Farklılıkları kültürleri ile harmanlayan yüreği hüzün dolu insanların oluşturduğu bu dansın görünenin ardında yatan hikayesini sizler için derledik.

1800’lü yıllarda işçi sınıfından birçok kişi büyük umutlarla, Fransa’dan, Macaristan’dan, İtalya’dan, İspanya’dan, Portekiz’den, Güney Amerika’ya göç etmiştir. Yabancı oldukları bir kıtada yaşanan başta ekonomik ve sosyal sıkıntılar hayal kırıklığını da beraberinde getirmiştir. Bu hayal kırıklıkları, geleceğe ait büyük umutlar, geçmişten getirilen kültürle harmanlanarak Tango müziğini oluşturmaya başlar.

Tango Buenos Aires’de o dönem alt sınıf olarak adlandırılan, fakir ve en temel sosyal haklardan bile yararlanamayan insanlar tarafından yaratılmıştır. Böylece Tango; belirgin bir şekilde romantik dönemin sonları 1865 ile 1880 yılları arasında ortaya çıkmıştır. İçerisinde acı, hırçınlık, asilik, küstahlık gibi duyguları barındırır. Paramparça olan hayalleri ve kalp kırıklıklarını anlattığı için bizlere melankolik bir tat verir.

Tango’nun müziksel kökeninde; İspanyol dans figürleriyle şekillenen ve Küba müziği ile harmanlanan “HABANERA”, dönemin Arjantin’li zencilerine ait “MİLONGA” ve yine İspanyol asılı “TANGO ANDALUZ” vardır.

Arjantin tangosunun ritim kalıpları genelde 2/4’lük, 3/4’lük veya 4/4’lük olup, sert hatlı, keskin ve ritimleri belirgindir. Arjantin tango, Avrupa’ya 20. yüzyılın başlarında gemilerle Fransa’ya gelen Arjantin’li Tango’cular tarafından yayılmıştır. İlk önce alt kesimlerce sevilip yayılan Tango zamanla üst kesimlerde de beğenilmeye başlar. Ancak Arjantin’de ki stili Avrupa’da hoş karşılanmamış ve modernleştirme adı altında sadeleştirilmiştir. Böylelikle “Avrupa Tango”‘su ortaya çıkmış, kısa sürede diğer Avrupa ülkelerinde de rağbet görmüştür. Buenos Aires’de üst kesimler tarafından da benimsenmesi ve dünyayı etkileyecek bir akım halini alması 1920 ile 1940 arasındadır. Bu dönem Tango’nun altın çağı olarak nitelendirilir. Artık Tango biraz daha yumuşayarak, argodan uzak, smokinli Salon Tangosu halini almıştır. Bir zamanların ayıplanan ve hor görülen dansı, günümüzde ışıltılı dans salonlarında uygulanan nezih bir eğlenceye dönüşmüştür.

Sizleri Take the Lead filminden Antonio Banderas ‘ın bu güzel tango sahnesiyle baş başa bırakıyoruz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: