Bir Şiirin Şarkıdan Aşka Uzanışı: Sessiz Gemi

Şiirlerden şarkılara uzanan yollar kimi zaman acıyı kimi zaman mutluluğu kimi zaman da aşkı anlatır. Bugün sizler için derlediğimiz bu yazıda Sessiz Gemi şiirinin ardında yaşanan aşk hikayesini anlatacağız. Başta Müslüm Gürses , Hümeyra ve Sertap Erener olmak üzere birçok sanatçının seslendirdiği bu şiirin sizler için en sevdiğimiz yorumunu da buraya bırakacağız.

HÜMEYRA-hümeyra-SESSİZ GEMİ-ESKİ BASKI- BASKISI TÜKENMİŞ CD-AMBALAJINDADIR  Fiyatı ve Özellikleri - GittiGidiyor

Yahya Kemal Heybeliada’da öğretmenlik yaparken Bahriyeli öğrencisi Celile Hanım’a aşık olur. Yani Nazım Hikmet’in annesine… Celile Hanım o sıralar evli bir kadındır. Yahya Kemal ise bekar bir öğretmen. Celile Hanım ilk görüşte aşık olur Yahya Kemal’e. Aşkı da karşılıksız değildir üstelik. Celile Hanım eşinden boşanır. Hafta sonları Celile Hanım’a ders vermek için evine gelen Yahya Kemal arasındaki aşk gitgide alevlenmiştir. Nazım Hikmet bunu fark eder. Ve ilk darbeyi vurur. Yahya Kemal cebinde bir gün şu notu bulur: “Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz!”

Nazım Hikmet'in Annesiyle Yahya Kemal Arasındaki Aşkı Anladığı An… -  İstanbul

Nazım Hikmet bu aşka şiddetle karşı olmasına rağmen annesi aşkından vazgeçmez ve hatta evlilik hazırlıkları bile tamamlanır. Damatlık gömlekler bohçalanmış, yeni ev için eşyalar alınmış, eşe dosta haber gönderilmiştir. Onca hazırlığa rağmen Yahya Kemal tedirgindir. Bir gün yakın arkadaşı Yakup Kadri’ye “Bu kadar dile gelmiş bir kadınla ben nasıl evlenebilirim? Sonra herkes bana ne gözle bakar?” der. Celile Hanım’a gelen bir mektup ile her şey biter. Yahya Kemal evlilikten kaçmış , aşkını yüzüstü bırakmıştır. Celile Hanım geçirdiği şok üzerine derhal Paris’e gider. Ve bir süre orada kalır.

Celile Hanım | Kadın, Resim, Resimler

Yıl 1938 . Onca geçen zamandan sonra Nazım Hikmet büyümüş ve fikirleri ile tanınan bir şair konumuna gelmiştir. Cezaevindedir. Celile Hanım o dönemlerde millet vekilliği yapan Yahya Kemal’e oğlu için bir mektup yazar. Lakin bu mektuba hiçbir zaman geri dönüş olmamıştır. Yahya Kemal eski aşkını bir kere daha yüzüstü bırakmıştır.

Sessiz Gemi Şiiri, Yahya Kemal Beyatlı'nın Sessiz Gemi Şiiri - Siiredebiyati

1950 yılına gelindiğinde Nazım Hikmet şiirlerinden ötürü ceza evindedir. Annesi Celile Hanım oğlu için Galata Köprüsünde açlık grevi yapmaya başlamıştır. Önünden geçen Yahya Kemal eski aşkını görür ve o günde hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etmiştir. Celile Hanım 1956’da yaşamını yitirir. İki yıl sonra da Yahya Kemal…

Dünyayı terk eden bu iki insandan , iki aşıktan geriye neredeyse hepimizin bir yerlerden işittiği Sessiz Gemi şiiri kalmıştır. Yahya Kemal’in kaleminden bu aşka şahitlik eden satırlara bakalım.

“1916 yılından 1919 yılına kadar bir kadına deli gibi aşık oldum…
Bu kadın yazın adada otururdu…
Ben de orada idim…
Deli divane olmuştum…”

”Hakkı Paşa, benimkinin uzaktan akrabası oluyordu ve İstanbul’a geldiğinde geceler düzenler, İstanbul’un bütün güzel kadınlarını çağırırdı…
Benimki de oralara gidecek diye içim burkuluyordu…
Hatta kendisine bu endişemi söylemiştim…
Gitmeyeceğine yemin etmişti…

Bir gece Ada Oteli’nde otururken, yandaki iki kişinin ‘Berlin Büyükelçisi bu gece davet veriyor… İstanbul’daki bütün güzel kadınlar davetli’ lafını ettiklerini duydum…
Müthiş bir acıyla yerimden kalktım…
İskeleye doğru gittim… Son vapur çoktan kalkmıştı…
Sert bir lodos esiyordu… Deniz karmakarışıktı, ancak ne olursa olsun, sandalla Maltepe’ye geçmeye karar verdim…
Sandalcılara gittim, yanaşmıyorlardı…
Çok para verince biri ikna oldu…
Açıldık, bir süre sonra lodos büsbütün arttı…
Denizde çalkalanıp duruyorduk… Sandalcı bana küfretmeye başlamıştı…
Ölmek üzereydik, ama ben sadece sevgilimin katıldığı geceyi düşünerek müthiş bir kıskançlık duyuyor ve bir an önce orada olmak istiyordum…
Sırılsıklam Maltepe’ye gelebildik…

Hemen bir kahvehaneye gidip, araba bulmaya çalıştım…
Yoktu…
Bunun üzerine Maltepe’den Bostancı’ya yürümeye karar verdim…
Tren yoluna çıkarak koşmaya başladım…
Maltepe-Bostancı arasının bu kadar uzun olduğunu o zamana kadar fark etmemiştim…”
“Kan ter içinde Bostancı’ya geldim…
Vakit hayli geçti…
Karakola gittim. ‘Bana bir araba bulunuz hastam var’ dedim…
Aradılar taradılar birini buldular..
Yine bir sürü para verdim…
Arabayla yola koyuldum…
Kadıköy, oradan Üsküdar… Karşıya geçtim. Doğru Nişantaşı!.. Sevgilimin oturduğu
apartmanın kapıcısı ahbabımdı. Penceresini vurarak onu uyandırdım. ‘Benimki evde mi’ diye sordum?

Adam halime bakıp şaşırdı: ‘Evde, bu akşam çıkmadı!’ dedi, ‘Ne diyorsun diye bağırdım?’ Bütün katettiğim mesafe sanki başıma yıkılmıştı. Eve kaçta geldiğini araştırttım…
Sözüne inanamıyordum. ‘Çık bir bak! Evde mi?’ diye adamı zorladım…
Adam çarnaçar çıktı. Bir münasebetle hizmetçisine sormuş uyuyor! demiş… Geldi haber verdi… Sanki dünyalar benim oldu…
Apartmanın karşısında bir arabacı meyhanesi vardı. Orada sabaha kadar içtim…
Sabahleyin, doğru eve çıktım… Benim halim berbat. Toz toprak içinde olduğumu görünce şaşırdı ve hemen anladı… Sarmaşdolaş olduk…”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: