Unutmanın Yolu: Lethe

”Söylediğin bu sözlerle öyle parlak bir iz bırakıyorsun ki bende, Lethe bile silip karartamaz bu izi.

Dante Alighieri

Hepimizin unutmak istediği anıları, derin yaraları vardır. Size bir nehrin bütün anılarınızı unutturduğunu söylesem bu sizi mutlu eder miydi? İşte size her şeyi unutturan o nehrin hikayesinden bahsedeceğiz: Lethe.

Lethe Yunan mitolojisinde Hades’in yeraltı dünyasında akan nehirlerden biridir. Lethe kelime olarak unutulma, unutma anlamlarına gelir.

Lethe nehrinin bir ruhu vardır. Geçmişinde büyük acılar çekenler bu nehrin suyundan içerler tüm acılarını unuturlardı. Nehir onların tüm bedeninde dolaşır ve tüm geçmişini unutana kadar onları tekrar tekrar öldürürdü. Sonunda onlar tüm hatıralarından arınıp gizli bir dünyada yeniden hayatlarına başlarlardı.

Bir başka inanışa göre öteki dünyaya gidenler bu ırmağın suyundan içmek zorundaydı. Çünkü o sudan içenler her şeyi unuturlardı bu onlar için bir lütuftu. Çünkü dünyada yaşadıkları acılı günlerin onlarda bir hatırası bile kalmıyordu

Lethe ismi ise unutuş şehrinde yaşayan bir gençten geliyor. Unutuş şehrinin içinde Unutuş isimli bir nehir varmış ve yeryüzünde bulunan tüm sular ondan gelir ve ona geri dönermiş. Bütün su parçaları ondan ayrıldıktan sonra ona dayanılmaz bir özlem duyarmış, ayrıldıklarında kendilerini hatırlar, onla birleştiklerinde ise onda kendilerini unuturlarmış. Bilge insanlardan birisi bu öyküyü duyduğunda kendi kendisine şunu sormuş:

“ Bunlar neden kendilerini hatırlamak değil de kendilerini unutmak istiyorlar? Neden ona özlem duyuyorlar? ”

Buna cevap verilmeden önce anlatılması gereken başka şeyler de varmış.

Nehre yalnızca başka su parçaları katılmazmış, insanlar da o nehre girermiş ve bambaşka kişiler olarak çıkarlarmış. Söylendiğine göre nehir herkesi kabul etmez, kabul etmediklerini kendisinde boğarmış.

Başka bir bilge insan da şunu sormuş:

“ Nehir neden bazılarımızı boğuyor da, bazılarımıza ölümlüyken ölümsüzlüğü armağan ediyor? ”

Bilgenin ölümüyken ölümsüz olmaktan kastettiği, insanların nehre her girişlerinde geçmişte yaşadığı acıları unutmaları ve yalnızca güzellikleri hatırlamalarıymış. Nehir bunlarla da kalmıyor, insanların istediği kaderi onlara bağışlıyormuş…

Fakat insanların yapması gereken tek bir seçim varmış, o da nehre ne zaman girmeleri gerektiği üzerineymiş. Herkesin bir hakkı varmış, ayrıca nehre girecek olan boğulma riskiyle de karşı karşıyaymış.

Seçim zamanı ve boğulma konusunda anlatılan çeşitli hikayeler varmış, ama en yaygın olanı şuymuş:

“ İnsanlar nehre girecekleri zamanı boğulmaktan korkmadıkları zaman seçmelilermiş, böylece en yüce güzellikler ve sonsuz hayat onlara bahşedilirmiş. Boğulmaktan korkanlar ise insanlıklarından olur, sonsuzluğun sahte bir görünüşünü yaşarmış. Boğulmaktan korkmayanlar ise gerçek sonsuzluğa yol alırmış, gerçek yaşamın en derinlerine…”

Bunu çok çeşitli şekillerde yorumlayanlar oluyormuş, ama genel olarak boğulmaktan korkmayanların boğulmadığı düşüncesi hakimmiş… İçlerinden yalnız birkaçı farklı düşünüyormuş. Bunlar içinde ise kendisinden en emin olan bir tanesi varmış; Lethe isminde bir genç. Düşüncesini hiç kimseye anlatmamış ve bir gün ansızın meraklı bakışlar altında nehre girivermiş. Onu bir daha gören olmamış. Şehir halkı onun da diğerleri gibi korktuğundan boğulduğunu düşünmüş…

Lethe suya girer girmez sonsuz ışık demeti gözlerini kamaştırmış, suyun içerisinde nefes alabildiğini hissetmiş… Akıntı onu nehrin en derinlerine çekmiş ve kendini birden daha önce hiç görmediği bir yerde buluvermiş. Etrafına toplananlardan bazılarını tanımış, önceden boğulduğu düşünülen kişilermiş bunlar…

“ Neden bu kadar geciktin ?” demiş içlerinden biri.

Lethe şaşırmış ve herhangi bir cevap verememiş.

Başka bir kişi devam etmiş:

“ Biz gerçekten boğulmaktan korkmayanlarız, tam anlamıyla nehirde kendini unutmaya hazır olanlarız. ”

“Anlıyorum ama neden diğerlerinden bu saklanıyor?

“ Kimseden bir şey saklandığı yok, sadece herkes kendisi bulmak zorunda, hepsi bu. Kimseye sahip olmadığı bir şey verilemez.”

Lethe’nin geldiği bu yerde insanlar çok mutluymuş, kötülük ve çirkinlik orada adeta yok olmuş. Lethe hiç gecenin gelmediği yerde, diğerlerinin de bundan haberdar olması gerektiğini düşünüp durmuş. Ve suya tekrar girmiş, uyandığında kendisini unutuş şehrinde buluvermiş… Kendine geldiğinde, ona ne olduğunu sormuş:

Şehir halkından birisi onun boğulmak üzereyken kurtarıldığını söylemiş.

Lethe bu cevap karşısında şaşırıp kalmış, ve buna inanmak istememiş.

Hiç gece olmayan yerin olmadığını düşünmek onu çıldırtmış, artık hiç kimsenin ona inanmayacağını biliyormuş, gene de bazı kişilere anlatmış. Anlattığı kişiler onunla alay edip, çıldırdığını düşünmüşler. Şehir halkının da görüşüyle onu bir yere kapatmışlar, oradan ölünceye kadar hiç çıkartılmamış… O şehirde olup da ölen tek kişi oymuş!

Lethe “kendini” nehirde bırakmış, çıldırmıştır. Unutuş nehri ise Lethe’nin bu durumuna üzülür, onu tekrar gecenin olmadığı şehre de götüremeyeceğini bilmektedir. Ve onun ismini alarak onu ölümsüzleştirir, artık nehrin ismi Lethe olmuştur. Böylece unutuş ırmağında ölen tek kişi “kendini” unutuş ırmağında yeniden bulmuş ve ölümsüzlüğünü kazanmıştır.

Öykü böyle sonlanıyor ama Bilgelerin sorduğu sorulara da yanıt vermeliymişiz, yoksa bizde o nehirde boğulurmuşuz…

İlk soruya şöyle yanıt verilebilir, su parçaları nehirden ayrıldıklarında kendilerini hatırlıyormuş ama zamanla bu hatırlama etkisini yitiriyormuş ve nehre geri dönüp kendilerini tamamen unutmak istiyorlarmış, çünkü hatırlama etkisini yitirdikten sonra onları nehre karşı dayanılmaz bir özlem sararmış. Özlem ancak onunla bütünleşince son bulurmuş, nehre girdikleri anda kendilerini unuturlarmış ama nehre ilk girdiklerinde kendilerini hatırlamaları gerekirmiş ki “kendilerini” unutabilsinler… Orası hem “kendi” oldukları hem de “kendilerini” yitirdikleri tek yermiş.

İkinci soruya ise şöyle karşılık verilebilir. Şehirdekiler ölümsüzlüğün yani tüm mutlulukların kendilerine; boğulmadıkları için, boğulmaktan korkmadıkları için verildiğini düşünürmüş, ama aslında durum tam tersiymiş. Öyle ki asıl korkanlar onlarmış ve gerçeklerden habersiz olarak sahte bir dünya içerisinde yaşamaktaymışlar. Boğulanlar ise gerçek hayata gözlerini açanlarmış aslında, gerçekten korkmayanlar ve kendi kaderlerini kendileri yaratmayı göze alanlarmış!

Ama en önemli noktayı unutmak bu sırları anlatana hiç yakışmazmış.

O da şuymuş :

“Gecenin hiç olmadığı yerde kendi kaderlerini kendileri yaratmayı seçenler yaşarmış ve onlar gerçekten de ölürmüş. Çünkü sonsuzluk sonluluk olmadan yaşanmazmış. Lethe nehrinin kenarında yaşayanlar ise kendilerini aslında olmayan kadere bıraktıkları için gerçek hayata hiç yaklaşamayanlarmış, onlar sonsuzluğu sonlu olmadan yaşamak isteyenlermiş ve korkmadıklarını söyledikleri halde kendilerinden en çok korkanlarmış…”

Lethe’nin hikayesini bize daha çok sevdiren bir şarkıyla yazımıza son veriyoruz umarım beğenirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: