Rüzgar Gibi Geçti, Victor Fleming

‘There was a land of Cavaliers and Cotton Fields called the Old South. Here in this pretty world, Gallantry took its last bow. Here was the last ever to be seen of Knights and their Ladies Fair, of Master and of Slave. Look for it only in books, for it is no more than a dream remembered, a Civilization gone with the wind.’

”Hayatı kim için yaşıyoruz toplum için mi kendimiz için mi? Topluma göre yaşamak mı yoksa sadece yaşamak mı?” sorgusunu yaptıran bir film: ‘Rüzgar Gibi Geçti’. Bu filmde kötü karakter gibi yansıtılan ama yaşamak için çabalayan Scarlett’in inadı ve azmine hayran kalmamak elde değil. İşte o yüzden rüzgar gibi geçti.

  ‘Rüzgar Gibi Geçti’ Amerika’da kölelerin ve efendilerinin legal olduğu ve kölelerin herhangi bir hakkının olmadığı zamandaki Güneyde yaşayan bir topluluğunun hikâyesidir. Bu hikâye ‘Margaret Mitchell’ tarafından kaleme alınan tek romandır. Aynı kitaptan esinlenen film ise en uzun metrajlı film olması dışında en fazla hasılat yapan filmler arasında başta gelmektedir.  Toplumun dayatmaları ve savaşın içinde yaşayan bir kadının yaşama çabası ve aşkına şahit oluyoruz. Ana karakterimiz olan Scarlett’in savaşı umursamayan şımarık bir kızdan nasıl ailesini ve çevresini yaşatabilmek için çabalayan bir kıza dönüştüğünü gördüğümüz ve ahlaki dilemmaların içinde kendinizi sorgulamanızı sağlayan bir yapıttır. Konu Scarlett olunca fedakârlık demek biraz garip olsa da çabalarına ve uğraşlarına hayran kalmamak elde değil. Bana göre kadınların o dönemdeki yapısına tamamen karşı çıkmış bir savaşçının hikâyesidir. Erkek egemen bir dönemde (ki hala öyle) kendi varlığını bu kadar korkusuz göstermesi takdire şayandır.

Bu trajik aşk dörtgeninin fonunda, Kuzey-Güney Savaşı ve Güney’in yeniden yapılandırılması, Atlanta’nın yanışı, yaralı Güney eyaletleri federasyonu üyeleri ile dolu tarlalar da kullanılmıştır.

Büyük bir bütçeyle çekilen ve patlama sahnelerinin gerçeğe yakınlığıyla ses getiren bir film. Film aynı zamanda on üç dalda Oscar’a aday gösterilmiştir. En iyi film, en iyi kadın oyuncu, en iyi yönetmen, en iyi senaryo, en iyi kadın yardımcı oyuncu, en iyi sinematografi, en iyi sanat yönetmeni ve en iyi kurgu dallarında olmak üzere toplam sekiz dalda Oscar kazanmıştır da. Filmde Scarlett’ın dadısını oynayan Hatie Mcdaniel en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Oscar alarak tarihe adını Oscar kazanan ilk Afrika kökenli kadın olmuştur.

  Filmin konusu , yarı İrlandalı Scarlett O’Hara’nin,  Ashley Wilkes’e olan aşkı etrafında dönemin en önemli olayı olan Amerika Civil War (Amerika İç Savaşı) döneminde hayatta kalmak ve aşkına kavuşmak için gösterdiği çabadır. Scarlett O’Hara ise güzelliği ile tüm Güneye nam salmış üstelik bu güzelliğinin farkında olan zeki ve kurnaz bir genç kızın Güneyde ailesi ile birlikte Tara’da yaşaması ile başlamaktadır. Bu güzelliği ve kurnazlığı kadınlar arasında hoş görülmeyen ve o dönem topluluğunun kadınlara verdiği rolü kabul etmeyen inatçı biridir.

Tara’da köleleri ve bakıcıları ile yaşayan Scarlett’in bakıcısı Minnie ile olan çekişmeleri de filme yansımaktadır. Hikâyenin başkarakteri ama izledikçe bu durumun değiştirecek ana karakterlerden biri olan Ashley Wilkes ise ailesiyle 12 Oaks’ta yaşamaktadır. Ashley’in kuzeni Melanie ile evleneceğini duyan Scarlett, evleneceklerini duyurulacağı barbeküde Ashley’e onu sevdiğini söylemeye karar verir. Bu kararı veren Scarlett, Ashley’e aşkını itiraf ettiği zaman reddedilecek ve kavga edeceklerdir. Bu kavga sırasında saklanan Rhett Butler ile tanışacaktır. Bu tanışma asla iyi ve nazikçe olmamış üstelik birbirlerine hakaret etmişlerdir. Scarlett’ın aşkını Ashley’e ilan etmesi fakat Ashley’in duygularına cevap vermemesi Scarlett’ı derin yaralamıştır. Ashley’in, Scarlett’ın kuzeni Melanie Hamilton ile evlenme kararı alması üzerine Scarlett Ashley’i kıskandırmak için Melanie’nin kardeşi Charles Hamilton ile evlenmeye karar verir. Ancak savaşta zatürreden ölen kocası ile hızlı başlayan evliliği gibi hızlı bir dul kalma süresi yaşar ve bu Scarlett’in yaşam enerjisine ters düşmekle birlikte; dans, müzik ve balolara gitmesini engellediği için de dul kalmayı sevmez ve her gün bu duruma lanet eder. Bu lanetlerini duyan annesi ise Scarlett’i, Hamiltonlar’ın yanına Atlanta’ya yollamaya karar verir.  Bu kararı sevmeyen ve oraya Ashley için gittiğini bilen dadısı ise bu durumdan rahatsız olmuş ve Scarlett’i gitmemesi için ikna etmeye çalışmıştır. Ama inatçı mı inatçı olan Scarlett, Atlanta’ya Hamilton’ların yanına gitmiştir. Bu sırada hala yas tuttuğu için mutlu olmayan Scarlett o sırada bulunan bir hayır balosuna ailecek gitmeye karar vermiştir. Bu kararın sonucunda, hiç sevmediği renk olan siyahı giyerek, hala yasta olduğunu belli etmesi gerekmektedir.

Baloda şarkılara eşlik etmesinin toplum tarafından ayıplanmasını umursamayan Scarlett, Rhett Butler ile karşılaşır. Rhett Butler ,dişine göre olan Scarlett’la uğraşmış ve eğlenmiştir. Baloda güney için savaşan askerler için hayır etkinliği yapılmış ve Scarlett ile dans etmek için altın ödemek isteyen Rhett Butler, balodaki kişiler tarafından Scarlett’in yasta olduğunu söylemişlerdir ama bu durumu umursamayan Scarlett dans teklifini kabul etmiştir. Bu şekilde ilk başta arkadaşlıklarının adımı atılmıştır. Tabi bu sırada savaş Kuzey-Güney olarak başladığı için Güney halkı tarım dışında uğraşları olmadığından çok zor duruma düşmüştür.

Savaş, Güney’in şartlarını çok ağırlaştırır. Savaşın hala devam etmesi Kuzeylilerin savaşı kazanmaya başlaması üzerine Melanie ve Scarlett gönüllü olarak hastanede çalışmaya başlar. Bu durumdan hoşlanmayan Scarlett mutsuz olur ve istemeyerek çalışır. Aynı zamanda Atlanta’nın etrafında Kuzeylilerinin olması ve bundan ötürü herkesin kaçtığını gören Scarlett, Melanie’yi alarak Tara’ya geri döner. Tara’da annesini kaybeder. Babası ise aklını yitirmiştir. Ashley’den haber alınamamaktadır. Savaş biter ve Ashley geri döner. Tara’nın vergilerini ödeyemeyen Scarlett, kız kardeşinin nişanlısı ile evlenerek çiftliği kurtarır. Scarlett’in yeni özgür olmuş fakir zenciler tarafından saldırıya uğraması üzerine Rhett, Ashley ve Scarlett’in kocası intikam almaya giderler. Scarlett’in ikinci kocası da çatışma sırasında ölür.

Bu sırada Scarlett’in Ashley’e olan takıntısı devam etmektedir ama bu takıntıyı umursamadan Rhett Butler ile evlenmiştir. Buna aşk diyen Scarlett bir gün Ashley’i ile öpüşürken yakalanır. Bunu kıskanana Rhett Butler ise karısını, aşık olduğu kişinin doğum gününe yollar ve bunu yaparken ona tam olarak ikinci kadın gibi hissettirecek kıyafetler giydirerek terk eder. Bir kızları olur. Rhett, Ashley’i kıskanmaktadır. Bir gün kızını alır ve Londra’ya gider. Ancak kızın annesini özlemesi nedeniyle üç ay sonra geri dönerler, bu arada Scarlett ikinci çocuğuna hamiledir. Dönüşte yaşanan tartışma sonucu Scarlett bebeğini kaybeder, bunun üzerine kızlarının da ölümü ilişkilerini iyice sarsar.

Melanie’nin ölümcül şekilde hastalanması ve Scarlett’ten Ashley ve oğluna bakmasını ister. Bu arada Scarlett Rhett’e âşık olduğunu fark etmiştir. Melanie’nin evinde Scarlett’in Ashley ile ilgilenmesi Rhett’in Scarlett’i terk etmesine neden olur.

Bu sahnede ‘Where shall I go? What shall I do?” (Nereye gitmeliyim? Ne yapmalıyım?) diyen Scarlett’a cevap veren Rhett Butler “My dear, I don’t give a damn’’ (Canım umurumda değil.) diyerek ikonik bir cümle ile gitmiştir.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: